29 Nisan 2012 Pazar
öl-me
sevgiliniz kollarınızda can verir ama onun için dünyayı yok edebilecek siz onu geri getirmek için hiç bir şey yapamazsınız. yavaş yavaş gözlerinizin önünde eriyişini izlersiniz. bilincinin nasıl yavaş yavaş yok olduğunu görürsünüz. "anne" diye bağırır. "annen geliyor bitanem yolda" dersiniz. ondan aldığınız cevap dünyanızı yıkar "benim annem sensin, benim babam sensin, benim arkadaşım, dostum.. her şeyim sensin. kimseyi istemiyorum."
duvarlar üstünüze gelir. hemşireleri dakika başı çağırırsınız. saniye saniye olanları anlatırsınız. bişeyler iyi gitmiyordur ama anlamazlar. üstelik uyumanızı isterler. çok yorulduğunuzu söylerler. siz yorulmamışsınızdır. saatler geçer. sevgili yanına çağırır.
-aşkım ben çok kötüyüm
-hayatım her şey çok güzel olacak, sabret biraz.
-aşkım.
bir anda düşüverir sevgili, suratı mos mor olur. kalbine bakarsınız atmaz, boynuna bakarsınız nabız yok. doktor çağırmak istersiniz beceremezsiniz. ne olduğunu anladığınızda çığlıklarınız sarar tüm hastane binasını. doktorlar yağmaya başlar odaya. çıkmaya çalışırsınız. bir an önce müdahale edilsin istersiniz. tüm doktorlara tek tek çarparsınız. kapının dışında size bakan onlarca meraklı kadın. "dua et" derler. siz "nefes al" diye tekrarlarsınız. kalp cihazının sesleri gelir. beyniniz o kadar darmadağın olmuştur ki anlayamazsınız o sesin ne sesi olduğunu.
bir hemşire çıkar odadan "yaşıyor mu?" diye sorarsınız. "yaşıyor" diyen hemşireye inanamazsınız ama. biraz sonra kapıdan çıkarırlar sevdiğinizi. oksijen tüpü bir tarafta. solunum makinesine bağlı sevgiliniz çıkar kapıdan.
evet nefes alıyor. evet o yaşıyor. yoğun bakıma kaldırıyorlar. yarım saatte bir doktorun yanına gidiyorum. nasıl olduğunu soruyorum. "bıçak sırtında" diyor doktor.
görmeye gidiyorsunuz onu. uyuyor karşınızda bebek gibi. onu yaşatmak için güzel anılar dolduruyorsunuz yoğun bakıma. kızınızdan bahsediyorsunuz, doğmamış kızınızdan.
çıkartıyorlar sizi. tekrar giriyorsunuz, tekrar çıkıyorsunuz.
uyanıyor. sizi nasıl sevdiğini anlatıyor. yaşayacağını anlatıyor. iyiye giden 9 gün yaşanıyor. odaya çıkmak istiyor. beni özlediğini söylüyor.
doktor geliyor bir sabah. çok zor bir gece geçirdi diyor. defalarca yanına gidiyorum. defalarca "gece"yi anlatıyorum. tık yok. hiç bir değişiklik olmuyor. doktor yanına çağırıyor. tek tek yanına giriyoruz.
çıkan kimse bişey söylemiyor.
ben giriyorum. sevgilimin üstünü naylon kaplamışlar. nolduğunu anlamıyorum. anlatıyorum. onu nasıl sevdiğimi anlatıyorum. onsuz olamayacağımı anlatıyorum. doktora dönüyorum
"yaşayacak dimi?" doktor göz yaşları içinde. ne ara duygusallaştı bu kadın böyle. bakıyorum gözlerinin içine, "son dakikaları diyebilirim" dedi. "biraz daha kalayım o zaman", "yalnızca bi kaç dakika"
şimdi veda konuşması zamanı işte. "işte terkettin beni. hani hep yanımda olacaktın. hani beni hiç yalnız bırakmayacaktın. sen beni çok erken terkettin ama ben seni asla terketmiycem. bitanem bunu bana yapamazsın. kalk, bu çok erken." buna benzer bir sürü cümle daha çıkıyor ağzımdan. doktor çıkarıyor. dizlerim tutmuyor. babam destek olmaya çalışıyor. olamıyor.
şimdi 7 ay geçti. acı zamanla geçmiyor da azalmıyor da. acı hep artıyor. hasret hep büyüyor. anılar yetmiyor o zaman. bu ölümün tek iyi yanı, eğer onu kurtarabilseydim ben ölecektim. o bu acıları yaşayacaktı. ben senin yerine acı çekmeye razıyım sevgilim.
26 Nisan 2012 Perşembe
hani nerdesin? doğum günüm mü beni yalnız bıraktığın gün yoksa yıldönümümüz mü? nerdesin demren. ben burda mahvoluyorum sen nerdesin.
çok özledim seni sevgilim. bak bu gün 3 yılı geride bırakıyoruz. ben sensizim. yalnızım. seninle dolduruyorum kadehimi bu gece. seni içiyorum su diye. dumansız sigara gibi hayat sensiz. hiç tadı yok. ama tiryaki vazgeçmiyor içmekten.
bak çocuk. sensiz olamıyorum tamam kabul ettim. 1 mayısta yanımda değilsin tamam kabul ettim. daha kaç şeyi kabul edicem böyle. bunun bi sonu olduğunu söyle bana. kalkıp geleceğini söyle. artık uyanıkken de beni görebileceksin de mesela. ben senin hep yanındayım de. seni seviyorum de.
yada dur vazgeçtim hepsinden. bir kez göreyim seni. bi kez öpeyim sarılayım. bir dakika valla çok bişey istemem. valla veririm her şeyimi. 1 dakika gel tanrıya bile taparım sevgilim.
olmıycak dimi hiç biri. ben yine kendimi avutuyorum. olmıycak mı?
yıl dönümümüz bu gün. bu yıl sana hediyem "aşkım", sana bahşettiğim hayatım hediye. bi yerlerde görüyosan beni hediyemi almışsın demektir. seni hep seveceğim.
çok özledim seni sevgilim. bak bu gün 3 yılı geride bırakıyoruz. ben sensizim. yalnızım. seninle dolduruyorum kadehimi bu gece. seni içiyorum su diye. dumansız sigara gibi hayat sensiz. hiç tadı yok. ama tiryaki vazgeçmiyor içmekten.
bak çocuk. sensiz olamıyorum tamam kabul ettim. 1 mayısta yanımda değilsin tamam kabul ettim. daha kaç şeyi kabul edicem böyle. bunun bi sonu olduğunu söyle bana. kalkıp geleceğini söyle. artık uyanıkken de beni görebileceksin de mesela. ben senin hep yanındayım de. seni seviyorum de.
yada dur vazgeçtim hepsinden. bir kez göreyim seni. bi kez öpeyim sarılayım. bir dakika valla çok bişey istemem. valla veririm her şeyimi. 1 dakika gel tanrıya bile taparım sevgilim.
olmıycak dimi hiç biri. ben yine kendimi avutuyorum. olmıycak mı?
yıl dönümümüz bu gün. bu yıl sana hediyem "aşkım", sana bahşettiğim hayatım hediye. bi yerlerde görüyosan beni hediyemi almışsın demektir. seni hep seveceğim.
25 Nisan 2012 Çarşamba
over
hasretimi nakış aralarına işledim sevgilim
istanbul oluyor soluk işlemelerim tual üstünde.
sen oluyor
bir bebeğin göz yaşlarında.
masum bir aşk oluyor galata'da
marmara'ya...
yanıyorum sevgilim
küllerim dökülüyor satır aralarına
imbiklerden süzüyorum anılarımı,
seni topluyorum beynimin her bir hücresinden.
damarlarım çatlıyor.
"over dose" uyarısı alıyorum mimiklerimden.
bu hasret bana fazla!
istanbul oluyor soluk işlemelerim tual üstünde.
sen oluyor
bir bebeğin göz yaşlarında.
masum bir aşk oluyor galata'da
marmara'ya...
yanıyorum sevgilim
küllerim dökülüyor satır aralarına
imbiklerden süzüyorum anılarımı,
seni topluyorum beynimin her bir hücresinden.
damarlarım çatlıyor.
"over dose" uyarısı alıyorum mimiklerimden.
bu hasret bana fazla!
son(suz)
hiç "son" yazısı görülmeyecek filmler çekersin dünyana
peşi sıra inanırsın kurgularına..
hiç beklemediğin bir anda çıkıverir karşına azrail
kılıcının yerini son yazısı almış.
sen boşluğunda boğulurken
üzüntüsüne boğulur o.
geride bir ev bırakırsın, boş
sahiller bırakırsın ıslak
istanbul bırakırsın, soğuk.
taşıyamazsın kendini
yorulursun.
içinde bir taşkın vardır,
ciğerlerini doldurur.
ve boşaltamazsın zehrini gözyaşlarınla
zehrin akar iliklerine
zamansız bir temmuz akşamı
kendi kendinin son'u olursun...
peşi sıra inanırsın kurgularına..
hiç beklemediğin bir anda çıkıverir karşına azrail
kılıcının yerini son yazısı almış.
sen boşluğunda boğulurken
üzüntüsüne boğulur o.
geride bir ev bırakırsın, boş
sahiller bırakırsın ıslak
istanbul bırakırsın, soğuk.
taşıyamazsın kendini
yorulursun.
içinde bir taşkın vardır,
ciğerlerini doldurur.
ve boşaltamazsın zehrini gözyaşlarınla
zehrin akar iliklerine
zamansız bir temmuz akşamı
kendi kendinin son'u olursun...
referandum
ömrümün son seferi yapılmakta
karaköy-kadıköy arasında.
bildiğim ve bilmediğim en yabancı tren garına..
televizyonlar bağırmakta
"evet demek ülkenin hayrına"
bir yandan rtük
"hayır" propagandası yapmayı yasaklıyor
demokrasi adına.
hayır demek yasak umumi mekanlarda.
4 eylül 2010
karaköy-kadıköy arasında.
bildiğim ve bilmediğim en yabancı tren garına..
televizyonlar bağırmakta
"evet demek ülkenin hayrına"
bir yandan rtük
"hayır" propagandası yapmayı yasaklıyor
demokrasi adına.
hayır demek yasak umumi mekanlarda.
4 eylül 2010
sensizlik dili
sensizliğin alfabesinden başlıyorum
yarım kalan hayatıma.
sensizliği hayal etmekten kaçarken köşe bucak,
ciğerlerime dumanlar dolduruyorum
sensizliğin dilini sökebilmek için.
bir bıçak gibi kesiyor elmacık kemiklerimi sensizlik,
aldığım her nefeste daha çok ölüyorum.
daha çok sen olurken, uzaklaşıyorum senden
adım adım.
milyonlarca yalan atıyorum denize.
zırhlarımı kuşanırcasına sarılıyorum onlara.
yeni bir hayata başladığımı söylüyorum mesela,
elbette hayatıma yeni adamlar girecek diyorum
"ben iyiyim" mesajını verebilmek için.
ve o an geldiğinde hep kendime kalıyorum,
hep sana kalıyorum.
seni anılarımda yaşatıyorum.
istiklal caddesindeyim, yürüyorum.
yaptığımız zirzoplukları hatırlıyorum
öpüşmelerimizi, kavgalarımızı.
ne için tükettik birbirimizi?
koştuğumuz yollar yine birbirimize çıkmıyor muydu?
hayat çok kısaymış,
bir çikolata parçası gibi eriyiverdi damağımızda.
verdiği hazzın yerini susuzluk aldı rüyalarda.
gece'mizi kollarımıza alabileceğimizi hayal etmiştim en azından.
ilk erkek arkadaşına komplolar hazırlarsın sanmıştım.
ya da ne bileyim "rahat bırak o kızımı" filan dersin gibi.
her şey yarım kaldı, bilmiyorsun.
belki görüyorsun beni de, kızıyorsun.
belki " bu kadar sevmişmiydin beni" diyorsun,
içinden.
belki göz yaşlarımı siliyorsun farkettirmeden.
acıyorum,
kanıyorum yüreğimden.
11 ocak 2012
yarım kalan hayatıma.
sensizliği hayal etmekten kaçarken köşe bucak,
ciğerlerime dumanlar dolduruyorum
sensizliğin dilini sökebilmek için.
bir bıçak gibi kesiyor elmacık kemiklerimi sensizlik,
aldığım her nefeste daha çok ölüyorum.
daha çok sen olurken, uzaklaşıyorum senden
adım adım.
milyonlarca yalan atıyorum denize.
zırhlarımı kuşanırcasına sarılıyorum onlara.
yeni bir hayata başladığımı söylüyorum mesela,
elbette hayatıma yeni adamlar girecek diyorum
"ben iyiyim" mesajını verebilmek için.
ve o an geldiğinde hep kendime kalıyorum,
hep sana kalıyorum.
seni anılarımda yaşatıyorum.
istiklal caddesindeyim, yürüyorum.
yaptığımız zirzoplukları hatırlıyorum
öpüşmelerimizi, kavgalarımızı.
ne için tükettik birbirimizi?
koştuğumuz yollar yine birbirimize çıkmıyor muydu?
hayat çok kısaymış,
bir çikolata parçası gibi eriyiverdi damağımızda.
verdiği hazzın yerini susuzluk aldı rüyalarda.
gece'mizi kollarımıza alabileceğimizi hayal etmiştim en azından.
ilk erkek arkadaşına komplolar hazırlarsın sanmıştım.
ya da ne bileyim "rahat bırak o kızımı" filan dersin gibi.
her şey yarım kaldı, bilmiyorsun.
belki görüyorsun beni de, kızıyorsun.
belki " bu kadar sevmişmiydin beni" diyorsun,
içinden.
belki göz yaşlarımı siliyorsun farkettirmeden.
acıyorum,
kanıyorum yüreğimden.
11 ocak 2012
24 Nisan 2012 Salı
kut-lu
sevgilim..
bir eğlence gecesi,
kutlamalar yapılıyor "yeni yasa" adına..
seni özlüyorum bir arjantinin dibinde
seni özlüyorum..
zaman geçiyor
kadranına hapsolmak isterken saatin.
içiyorum senin yerine
sana geliyorum her dakika
sana kavuşmayı bekliyorum
bir iki gün içinde.
belki bir faşist polis kurşunu beni bulur mücadele sahnesinde...
kadehler sana kalkıyor
göz yaşlarım sana akıyor
bir seni sevmenin bir de kavgamın gururu omuzlarımda...
seninle yapamadığım kutlamalara içiyorum.
seni özlediğim saatlere içiyorum
seni sensiz yaşadığım günlere..
seni her anıma hapsediyorum
bak yine hasret zamanlarında yazıyorum
şimdi okkalı bir kitap çıkar senin için!
şimdi hasret zirvede,
gün geçtikçe yeni zirveler yaratıyor kendine.
o zirveden uçuruma atlıyorum sessizce...
12 ocak 2012
bir eğlence gecesi,
kutlamalar yapılıyor "yeni yasa" adına..
seni özlüyorum bir arjantinin dibinde
seni özlüyorum..
zaman geçiyor
kadranına hapsolmak isterken saatin.
içiyorum senin yerine
sana geliyorum her dakika
sana kavuşmayı bekliyorum
bir iki gün içinde.
belki bir faşist polis kurşunu beni bulur mücadele sahnesinde...
kadehler sana kalkıyor
göz yaşlarım sana akıyor
bir seni sevmenin bir de kavgamın gururu omuzlarımda...
seninle yapamadığım kutlamalara içiyorum.
seni özlediğim saatlere içiyorum
seni sensiz yaşadığım günlere..
seni her anıma hapsediyorum
bak yine hasret zamanlarında yazıyorum
şimdi okkalı bir kitap çıkar senin için!
şimdi hasret zirvede,
gün geçtikçe yeni zirveler yaratıyor kendine.
o zirveden uçuruma atlıyorum sessizce...
12 ocak 2012
doğum sancısı
ben küçük bir bebeğim,
çok küçük..
nefes almayı seninle öğrenmeye çalışan.
ben daha küçük bir bebeğim,
beş günlük..
küçük elleri ve parmaklarıyla seni kavramaya çabalayan.
gözlerini yavaş yavaş açmaya çalışan bir bebeğim.
gördüğü ilk yüzün sen olmasını dileyerek,
hissetmeyi, sevmeyi seninle öğrenen.
ben küçük bir bebeğim aşkım,
seninle ölmeyi isteyen.
1 mayıs 2009
çok küçük..
nefes almayı seninle öğrenmeye çalışan.
ben daha küçük bir bebeğim,
beş günlük..
küçük elleri ve parmaklarıyla seni kavramaya çabalayan.
gözlerini yavaş yavaş açmaya çalışan bir bebeğim.
gördüğü ilk yüzün sen olmasını dileyerek,
hissetmeyi, sevmeyi seninle öğrenen.
ben küçük bir bebeğim aşkım,
seninle ölmeyi isteyen.
1 mayıs 2009
şey
yağmurlu bir gün,
şehir ıslak,
her zaman ki ivedi telaşlar yine,
taşların üzerinde.
minibüsler aynı pervasızlığın peşinde
alan memnun satan şikayetçi bu şehirde
her şeyden
bir şekilde.
şehir ıslak,
her zaman ki ivedi telaşlar yine,
taşların üzerinde.
minibüsler aynı pervasızlığın peşinde
alan memnun satan şikayetçi bu şehirde
her şeyden
bir şekilde.
dönüşüm
özüme dönüyorum,
aniden, yavaş yavaş
yaban otlarını döküyorum ruhumun
nefes almak ötesinde,
yaşamak.
dönüyorum
kendiliğime!
bir mesaj var nisan'dan, bahardan
cevabı açık, net
"gel, sen benimsin"
geleceğim
ama önce
"dönüşüm beyannamesi" yayınlayacağım evrene.
ve tekrar içime çekeceğim
üzerine yosun kokusu sinmiş,
istanbul kokusunu..
genzimde bir burukluk hissediyorum
uzaklardan gelen eski bir tanıdık.
bana ait eski bir fotoğraf karesi
bir ev var, ellerde birer sigara
ve tanıdık yüzler
"hoşgeldin kardeşim"
5 nisan 2011
aniden, yavaş yavaş
yaban otlarını döküyorum ruhumun
nefes almak ötesinde,
yaşamak.
dönüyorum
kendiliğime!
bir mesaj var nisan'dan, bahardan
cevabı açık, net
"gel, sen benimsin"
geleceğim
ama önce
"dönüşüm beyannamesi" yayınlayacağım evrene.
ve tekrar içime çekeceğim
üzerine yosun kokusu sinmiş,
istanbul kokusunu..
genzimde bir burukluk hissediyorum
uzaklardan gelen eski bir tanıdık.
bana ait eski bir fotoğraf karesi
bir ev var, ellerde birer sigara
ve tanıdık yüzler
"hoşgeldin kardeşim"
5 nisan 2011
ceset
sonbahar kadar yalnızım nisan sabahlarında
ve öğlelerinde ve akşamlarında ve gecelerinde.
derinlerde donuyorum,
ocak'ta yandığım gibi
dengesizim.
hasretim yoksul sevdama,
"kurt cobain" gözlerine.
heybemde sokak çocuğu umutlarım kalmış
eteğimin taşlarında tek gecelik aşklar
şehvetten ırak öpüşler...
sensiz yollar kaldırılmış tedavülden,
ve ben..
venedik'te teknesiz bir bahçivanım,
istanbul'da notasız bir sokak sanatçısı,
eskişehir'de iflah olmaz bir aşık!
sensiz, senim..
kaldırım taşlarının arasından topluyorum geleceğimi,
nasırlı ellerim yoldaş oluyor inşaat işçilerine.
sen kavgamın yıldızı oluyorsun, yumruğu oluyorsun, göğsümde.
sen, polis copu karşısında onurum,
umudum oluyorsun yarınlara,
hıncım oluyorsun günüme
sen mücadelem oluyorsun!
hayat oluyorsun bir komünistin cesedine.
18 Nisan 2012 Çarşamba
sabahı çalan geceler
kaldırımın güneş doğmadan evvel damak titretici soğukluğuyla dans ediyor tenim
gözlerim hasret mavisi denizin ardında çıkıverecek alev topunu bekliyor
amacı neydi bilmiyor puslu ruhum.
tüm hayallerini çocukken kırılan bardaklardan topluyor
eli kanıyor, yüreğine batıyor demren
sinsi sinsi izliyor zaman kan sıçramış beynimden geçenleri
ya o adam yerden toplayacak nefesini
ya ben karşıyakada bulacağım düşlerimi.
satır araların gizlediğim yalnızlığım "elma" diye haykırıyor
ben "armut" demesini istiyorum,
ben saklanmak istiyorum,
ben saklanmak istiyorum,
tıpkı ergenliğimin ilk sivilcesinde yaptığım gibi.
sivilce patlıyor, irinler akıyor iliklerime.
17 Nisan 2012 Salı
gündüz uykuları
karanlıklar hep korkutucuydu çocukluğumdan beri
içinden bir canavar değil belki ama
bi anı mutlaka fırlar gelir enseme
soğuk, buz gibi, ıslak
akıtır terini bedenime soluksuzca
bol orgazmlı bir seks gibi.
ve ben hiç beceremedim geceleri uyumayı
hep en yalnız olduğumda hep bir zombi yarattım bedenimden.
saklanamadım rüyalara korkakça
korktuğum için kabuslardan.
14 Nisan 2012 Cumartesi
fırtına
işkence ediyorum kendime bir logar kapağında
anılarını depolamaya çalışıyorum hafızamın ardiyesine
bir tanesi kaçtı mı
aradan
kıyametler koparıyorum kalemimden
seni yaşatıyorum sayfa aralarında
bir parça etin kalmadı mezarında
kemiklerine tapsamda yoksun aslında
yoksun diyorum da
inanmıyorum esasında
belki gelirsin diye mumlar yakıyorum her gece
şehirler yakıyorum özleminle
anılarını depolamaya çalışıyorum hafızamın ardiyesine
bir tanesi kaçtı mı
aradan
kıyametler koparıyorum kalemimden
seni yaşatıyorum sayfa aralarında
bir parça etin kalmadı mezarında
kemiklerine tapsamda yoksun aslında
yoksun diyorum da
inanmıyorum esasında
belki gelirsin diye mumlar yakıyorum her gece
şehirler yakıyorum özleminle
sınav
yağmur yağıyor bir hastanın penceresinden
dam akıtıyor, gazeteler ıslak
mailler yağıyor gelen kutusuna
bir öğretmen "ne oldu demrenime" diyor
soruyorum kendime, ne oldu
nasıl oldu da yetemedi yüreğim kalbini kurtarmaya.
telefondaki ses konuşuyor
"ne zaman canın sıkılırsa ara"
arayabilir miyim cidden
ben hiç iyi olmuyorum ki
benim hep canım sıkkın
diyebilir miyim
çok yorgunum.
ardı sıra heyelanlara şahit oluyor ruhum
düşlerim kayıp gidiyor umutsuzluğumdan
bir yerden bir ses yükseliyor
"beni şahit yazmasınlar"
kendim kendimi sevmiyor.
lisede, deneme sınavlarına akardı yaşlarım
hocam şimdi kalmadı sınav.
en büyük imtihanımı verdim ben
hayattan AA aldım,
kaldım yaşamaktan.
dam akıtıyor, gazeteler ıslak
mailler yağıyor gelen kutusuna
bir öğretmen "ne oldu demrenime" diyor
soruyorum kendime, ne oldu
nasıl oldu da yetemedi yüreğim kalbini kurtarmaya.
telefondaki ses konuşuyor
"ne zaman canın sıkılırsa ara"
arayabilir miyim cidden
ben hiç iyi olmuyorum ki
benim hep canım sıkkın
diyebilir miyim
çok yorgunum.
ardı sıra heyelanlara şahit oluyor ruhum
düşlerim kayıp gidiyor umutsuzluğumdan
bir yerden bir ses yükseliyor
"beni şahit yazmasınlar"
kendim kendimi sevmiyor.
lisede, deneme sınavlarına akardı yaşlarım
hocam şimdi kalmadı sınav.
en büyük imtihanımı verdim ben
hayattan AA aldım,
kaldım yaşamaktan.
13 Nisan 2012 Cuma
zaman
zaman allah gibi aşkları çalıyor bu şehirden
oysa istanbul böyle aşk görmemişti
hiç kimse bizim gibi öpüşmemişti maltepe'de
kimse tapmamıştı bizim gibi kadıköy antikacılarına
ulan alacaktık o gramafonu
doğumgününde evimize gelsen alacaktım
sana aşkımdan demetler yapacaktım.
zaman bırakıyor sevginin yerini kült bir özleme
asırlardır değişmedi mi hasret tadı
kekremsi, buruk, lanet
dişlerim kamaşıyor yokluğundan
oysa ferhat halt etmişti senin için yapacaklarımın yanında.
yaptırmıyor yapacaklarını mahlukata zaman
oysa 1 mayısta alacaktık elimize kızıl bayrakları
cumhuriyet anıtına taht kuracaktık.
sloganlar atacaktık dev-yol'dan yadigar
çalıyor insandan zaman ne varsa sevdiği
ben bir seni sevmiştim onu da çok gördü allahsız tanrı
oysa istiklal sokaklarını delik deşik etmiştim
seni çıkarmak için meydana
oysa yalvarmıştım sana gidelim diye şu kel doktora
lan inandım ben sana
kitap gibi ezberledim cümlelerini
senet gibi sakladım aşkımı zamandan.
bu muydu vaadin bana
bana gül bahçesi vaadetmemiştin anladım da!
gözümü bile kırptıramadı zaman
dokuz gün, 216 saat bekledim
ya beni istersen diye
ya "su" istersinde vermezse diye kör olası hemşireler
sana kendimi verdim
almadın
oysa istanbul şaşıracaktı şahit olduklarına
daha kız kulesinde sarhoş olacaktık
eminönün'de balık ekmek yiyip
üsküdar'da sevişecektik
olmadı sevgilim.
sen gitmek için acele ettin
ben seni durdurmayı beceremedim
sana şiirler biriktiriyorum
not defterimin görünmeyen sayfalarında
sana bakıpta okuyamadığım şiirler biriktiriyorum.
eski bir mahkumun anılarında.
olmadı
zaman yine kazandı.
oysa istanbul böyle aşk görmemişti
hiç kimse bizim gibi öpüşmemişti maltepe'de
kimse tapmamıştı bizim gibi kadıköy antikacılarına
ulan alacaktık o gramafonu
doğumgününde evimize gelsen alacaktım
sana aşkımdan demetler yapacaktım.
zaman bırakıyor sevginin yerini kült bir özleme
asırlardır değişmedi mi hasret tadı
kekremsi, buruk, lanet
dişlerim kamaşıyor yokluğundan
oysa ferhat halt etmişti senin için yapacaklarımın yanında.
yaptırmıyor yapacaklarını mahlukata zaman
oysa 1 mayısta alacaktık elimize kızıl bayrakları
cumhuriyet anıtına taht kuracaktık.
sloganlar atacaktık dev-yol'dan yadigar
çalıyor insandan zaman ne varsa sevdiği
ben bir seni sevmiştim onu da çok gördü allahsız tanrı
oysa istiklal sokaklarını delik deşik etmiştim
seni çıkarmak için meydana
oysa yalvarmıştım sana gidelim diye şu kel doktora
lan inandım ben sana
kitap gibi ezberledim cümlelerini
senet gibi sakladım aşkımı zamandan.
bu muydu vaadin bana
bana gül bahçesi vaadetmemiştin anladım da!
gözümü bile kırptıramadı zaman
dokuz gün, 216 saat bekledim
ya beni istersen diye
ya "su" istersinde vermezse diye kör olası hemşireler
sana kendimi verdim
almadın
oysa istanbul şaşıracaktı şahit olduklarına
daha kız kulesinde sarhoş olacaktık
eminönün'de balık ekmek yiyip
üsküdar'da sevişecektik
olmadı sevgilim.
sen gitmek için acele ettin
ben seni durdurmayı beceremedim
sana şiirler biriktiriyorum
not defterimin görünmeyen sayfalarında
sana bakıpta okuyamadığım şiirler biriktiriyorum.
eski bir mahkumun anılarında.
olmadı
zaman yine kazandı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)