6 Kasım 2013 Çarşamba

büyüdüm

bir gün, "hayat çok erken büyüttü bizi" demiştin,
bende hak vermiştim sana.
yanılmışsın sevgilim, yanılmışım.
sen gittin ve ben büyümeye başladım.
sen gittin, ben büyümek nasıl olurmuş öğrendim.
acılar nasıl da büyütürmüş insanı,
nasıl da yaşlandırırmış.

şimdi onlarca yıl var aramızda,
hayat çok hoyrat davrandı bana.

çocuk

bir kış gecesi sessizliğine sarılmış,
bir yaz gecesi rüyamı arıyorum.
kaybolan anılarımı arıyorum,
beynimin buz tutmuş hücrelerine tutsak.

senden gelecek işaretler bekliyorum
ruhumun evcilik köşesinde.
oyunlar kuruyorum içinde sen olan.
kek yapıyorum sana en sevdiğinden.

mavi siyah hatıralar saklıyorum dolapların arkasına
çocukluğumun en köhne köşesine koyuyorum baharlarımı
kimsenin ulaşamayacağı kadar derinlere itiyorum.
senden kalanları ruhlarıyla kimse kirletmesin diye.

erken buldum sevdiğim seni,
çok erken kaybettim.
oysa seni kaybetmeyi hayal etmeyecek kadar gençtim,
öleceğini tahmin edemeyecek kadar çocuk.

26 Ekim 2013 Cumartesi

kendini bana kat

suretin siliniyor aklımdan
zaman seni çalıyor benden
daha hep daha fazla

anılarımı flulaştırıyor utanmadan
ayrıntılarımı kaybediyorum.

yenisini katamadığım anlarım gidiyor benden
anlamaya başlıyorum sensizliği.

anlatamadığım ne varsa ağlıyorum

elimi tutuşunu unutuyorum sevgilim
sarılışını unutuyorum
ama en kötüsü
bana aşkla bakan gözlerini unutuyorum
seni unutan aklıma küfürler doğruyorum
sancısını ruhuma katmayı asla ihmal etmiyorum

seni benden eden ne varsa rest çekmek en iyi bildiğim şey
isyan etmek en temel içgüdüm.

seni benden alamasınlar
hiç olmazsa rüyalarımda ol
bak gözlerimin en derinine
en derinimden kendini seyreyle
sar beni, bari rüyalarımda ısınayım
soğuk dudaklarını değil de
sıcak hayalini hatırlayayım!

1 Temmuz 2013 Pazartesi

kayalık

uçurumdum
düşüyordum
öldüm.

uykusuzluk semptomu

Saat 4.29
en boktan rengine bürünmüş gökyüzü
uykum bölünmüş sebepsiz
yüzüm düşmüş

sensizliğin boktan hali bu
en belirgin semptom uykusuzluk
şiddetli huzursuzluk
eşlik eden intihar isteği

hastalık bu
tedavisi henüz yok
hasta günbegün çöküyor
hep susuyor
bir süre sonra da delirecek
kavuşacak sana sonra

sen bilmeyeceksin
hastalığın adımlarını
semptomlarını
sonuçlarını

sadece kemik olarak

yatacaksın öylece…

29 Mart 2013 Cuma

göz

yıllar geçmeye devam etmeyecek
seninle olduğu gibi,
ben her saniyeyi sayacağım belki
ama asla pişman olmayacağım

üzerimdeki bu 90 yaş havasına rağmen
seninle geçiremediğim günlerime rağmen
pişman olmayacağım.

çünkü hayatımda yaptığım tek doğru seni sevmek
çünkü yaptığım tek doğru gözlerinde bulmak kendimi
yaptığım en güzel şey seninle tanımak bir şehri
seninle başlamak güne..

sensiz olmayı bu yüzden beceremiyorum yosun göz
hayatımın en güzel şeylerindesin çünkü
en güzel kavgam bile seninle.

çekip gidişin çok derin darbeler vurdu
tutmadı ayaklarım, gözlerim görmedi
öyle bir çığlık kapladı ki dünyayı
duyamadım kimseyi..

sen gittin ya yosun göz
ben en kıymetlimi kaybetmeyi öğrendim.

sen gittim ya
kimsesiz kalmayı öğrendim.

11 Mart 2013 Pazartesi

4 Mart 2013 Pazartesi

yalnızlık değil bu

bu ayrılığı bitirmenin tek yolu var
biliyorum
'seni içime hapsettim' yalanları,
kurtarmıyor artık beni.

kavuşma vakti belki de gelmiştir sevdiğim
belki bir iki vakte kaparım gözlerimi seninle

istemezsin bilirim,
bilirim de bir yol göster sevdiğine.
sen yoksunluğum tuttu yine
krizler geçiriyorum sensizliğimden.
uzuvlarım tutmuyor,
nöbetler geçiriyorum sözlerinden

yalnız değilim ben sevgilim
sadece sensizim
o koyuyor ya bana da zaten



30 Ocak 2013 Çarşamba

kadın

yüzündeki çizgiler zamanı yansıtmayı bırakmış kadın
artık acının hoyrat izleri onlar.

acıyla olgunlaşmayı bırakmışsın kadın,
acıyla çürüyorsun yavaş yavaş.

ilmek ilmek hasret dokuyorsun kadın
hasretini sevgilime büyütüyorsun.

yüreğim(n)deki sancıyı bir sen biliyorsun
bir ben.

en büyük ortaklığımızda bu ya zaten,
yokluk buluşturuyor bizi.
gözyaşlarında hissediyoruz sevdiğimizi.

bezmiş, bıkmışken hayattan iyiden iyiye,
ben sana kaçıyorum, sen bana
ağlamaya en uygun kuytuyuz biz bize.

acımızla yaşayacağız, hasretimizle öleceğiz kadın,
çizgileri, unutma!

22 Ocak 2013 Salı

meyhane

bir tarlabaşı meyhanesinde fahişeleri sayıyordum
hangi travesti kaçıncı dublede sarhoş olacak
hangi pezevenk şişeyi parçalayacak
hesaplarını noktalandırmaya çalışırken.

şişenin dibini görüyordum
leş gibi anason kokuyordum, aldırmıyordum.
gözlerim görmüyordu,
görmesin.

sen görmüyorsan, bende görmeyeyim.

ne fark eder!

yokluğun ağır bana sevgili

yokluğun bana ağır sevgili,
hep bi zaman sonra geçecekmiş gibi,
bi zaman sonra hiç geçmiyor.

içimde devasa bir özlem,
nefes alsam izin vermiyor,
çığlık atacak olsam susuyorum.

aklıma sen düşüncede gülüyorum.
çok eğlendiğimden değil de
üzüldüğüm anlaşılmasın diye.

bazen onu da beceremiyorum.
haftalarca somurtuyorum.
yokluğun bana ağır sevgili,

herhangi bir yerde çocuk gibi ağlıyorum.

yokluğun ağır
bana sevgili
yokluğun
yok
ağır