30 Mayıs 2012 Çarşamba

hatalısın

yanlış aşka tutuldun sevgilim,
hangi polis kurşunuyla öleceği belli olmayan birine vuruldun.
kim bilir belki de işkencede gözlerimi yumduğumu duyacaksın,
hatanın bedelini hayatınla ödeyeceksin.

ya benimle ölmeyi seçeceksin,
ya intikamımı almayı
ya da rezilce yas tutmayı.

hatanın bedelini çok ağır ödeyeceksin,
yaranı sararsan bi aşkı keşfedeceksin.
hınçla yaşayacaksın,
öfkeyle çatışacaksın!

ve bir gün aynı onurla yanımda olacaksın.

29 Mayıs 2012 Salı

Mahir'lere

bir ses yükseliyor kalabalıktan göğe
"Mahir Hüseyin Ulaş
kurtuluşa kadar savaş!"
hep bir ağızdan çağlıyor devrimciler
kalabalığın öfkesinden istiklal yarılıyor.

bir ses duyuluyor Fidan Yoldaş'ın dudaklarından,
nefesler duruyor
tüyler bile ayakta sol yumruk kaldırıyor.
"kızıldere son değil, bir ölür bin diriliriz"

26 mayıs 2012

heykellerin şehri

heykeller hıçkırıyor bu şehirde
yaşanmış tüm ayrılıkların yasını tutuyor gök
adı konulmamış sevdalar doğuruyor yer
bu kentin aşıkları iki beden büyük geliyor hayata.

ve hiç gocunmuyor yaşamaktan!

zaman oyunlar oynuyor bu şehrin gözlerine.
sokak sokak kovalıyor anılarını.
eskişehir sevdaları kanatıyor.
senleşmeye başlıyor bu şehir.

26 mayıs 2012

eskişehir dökülüyor

eskişehir döküldü dökülecek
içine hapsettiği sevdaları kusacak az sonra
tüm gizleri saçılacak ortalığa.

şimdi dökülür hasretleri,
aşkları,
göz yaşları.

olmadı bir kaç zamana.

26 mayıs 2009

kibrit

kibrit kullanmalıyım bundan böyle
sigaramı tutuşturmak için
ciğerim gibi tutuşmalı
cızırdamalı alev ilerlerken iliklerime.

bir koku yükselmeli burnuma
çubuğun ucundaki zımbırtıdan
yitip giden hayallerimin küllerinden.

bir duman korosu, gırtlağımdan içeri
yavaş yavaş süzülüyor damarlarımdan beynime
ah yine hatırlattı o bitmeyen sevdayı
yine fitilini yaktı deliliğimin..


düş yelleri

bir yola girdim sindirilmemiş sözcüklerin arasından.
80'lerden kalma bi arabanın farları aydınlatmakta.
uzun soluklu düşünemediğim gibi göremiyorum.
yaşıyorum günümü.
öyle düşünmeden günü birlik değil.
ama tadını çıkararak.

bir adam kavakların altında bekliyor beni.
sesleniyor

"gel kaçırayım seni yalnızlığından"

yolun sonunu bilmiyorum,
yalnızlığımdan korkuyorum.
yürüyorum ağır ağır
adımlarımı kolaçan ediyorum
düş yellerinde savrulmasınlar.

25 Mayıs 2012 Cuma

yolculukları sevmem ben

yolculukları hiç sevmedim ben.
işte bu yüzden kabul edemedim hiç gidişini.
hiç sindiremedim yüreğimin rutubetli duvarlarına.

yeni yerler görmek bana göre değil,
sana göre hiç sayılmazdı.
sen yolculuğunu en uzağa yapmayı tercih ettin.
sana hiç dokunamayacağım şehirlere.

her gece zihnime kazınmış yüzün eşlik ediyor,
çoğu zaman korkutucu.
seni hayal etmek kadar korkutucu,
bir daha gelmeyeceğini anlamak kadar.

yolculukları sevemedim ben,
bu yüzden gideceğini hiç düşünmedim.
sevmediğimi sevmezdin sen.

yarın yine bir yolculuk var
doğduğumuz şehirden
öldüğün şehre.

24 Mayıs 2012 Perşembe

sen kal

herkes gitsin
sen kal!
bu şehre meydan oku.
tanrıya meydan oku
ve sen kal

avuçlarımın içinde,
her gece gördüğüm rüyadaki gibi
sen kal

herkes ağlasın,
herkes gitsin
sen kal.
bana kal.
sev beni.

sana ihtiyacım var 80 yaşındaki bir bebek gibi
sen kal
ihtiyacım var.
ellerimi tut
bak düşüyorum, uçurumlar yakın.
bak seviyorum, depresyonlar dibimde.


ey aşk
sen kal
hiç olmazsa
yüreğimde..

23 Mayıs 2012 Çarşamba

abi

ilk kelimesi "abi" olan bebeler
"abi" demeden yaşamayı öğreniyorlar.

felek

lambadan cin çıksa
seninle olmayı, 
seninle ölmeyi dileyecektim. 
üçüncü dileğim balon olup uçacaktı.

ben seninle yaşamayı da beceremedim,
          ölmeyi de.

belki azrail bir kez aşık olmuş olsa
seni bana bırakacaktı.
mevsimlik çiçekler ekecektim gözlerine
yüreğine bir çınar konduracaktım.

sokak çocuklarının beklediği palto gibi 
bekledim rüyalarımda seni.
o palto gibi hep parçalanmıştı
ceyran yaptı hayallerim. 

zatürreye çevirdi sen yoksunluğum.
yoksulluğum cep harçlığım oldu.

günlerim felek oldu,
çemberinde figüranlar oynatıyor.


19 Mayıs 2012 Cumartesi

özlem

umudunu yitirdiğin anda başlayan histir özlem.
sevgilinin ellerini bıraktığın an değilde
o elleri bir daha tutamayacağını,
o gözleri bir daha göremeyeceğini anladığın an başlayan.

sanılanın aksine zaman büyütmez özlemi,
imkansızlıktır büyüten onu.
bu yüzden uzun ayrılıkların ilk dakikalarıdır
          çekilmez olan.
kavuşamayacağınız günlerin ağırlığıdır işkence eden.
ki kavuşmanın önceki günü heyecan ne kadar dorukta olursa olsun
          özlem biter.
hiç ayrılmamış, sanki dün görmüşsünüz gibidir artık.

sanıldığı gibi ölümlüye duyulmaz özlem,
duyulamaz.
özlem,
bir daha var olmayacak,
özlediğinizi bile bilmeyecek olanadır.

demren'in anlattığı gibi
"özlem geçmişedir, geleceğe olmaz. geleceğe umut edilir."

bundan ötürü
umudum yok hayattan.
özlem besliyorum ruhumun arka bahçesinde.
ama biliyorum ki en büyük hissim, acı
-özlemin kanattığı yaradaki sancı-

17 mayıs 2012

15 Mayıs 2012 Salı

avucumdaki kaf dağım

sen öyle bir yerdesin ki
elimi uzatsam tutabilirim gibi,
ama yıldız gibi uzak.

sanki hiç kaybedilmeyecek gibi
avucumun içinde
sanki asla ulaşamayacakmışım gibi
kaf dağında

sen
avucumdaki kaf dağım
olabilir misin?

ben

ben
galata köprüsünün talihsiz balıkçısı.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

bir rüyaya ağıt

sana aşık olmak gecelerin bitmeyeceğini,
rüyalardan hiç uyanılmadığını sanmaktı.

seninle olmaksa
bir rüyada olmaktı.

oysa sen,
sensizliği bile dolduruyorsun
nefes nefes.

ciğerlerime doluyorsun,
su misali.
boğuluyorum sensizliğe, sana.

bir rüyaya ağıt ediyorum günlerdir.
tam senin sevdiğin gibi.
"requem for a dream"

her gece cenin oluyorum, toprak olamadım diye.
seninle çürüyemedim,
bir çiçeğin bedeninde sen olamadım diye.

oysa hep "götür beni de" demiştim,
sen yoksan bırakma beni..

ama gel gör ki bıraktın beni
"ama gel gör ki kötüyüm bugün"
onur akın'ın söylediği gibi
biraz farklı

ama sen gel gör ki,
kötüyüm her gün!