yüzündeki çizgiler zamanı yansıtmayı bırakmış kadın
artık acının hoyrat izleri onlar.
acıyla olgunlaşmayı bırakmışsın kadın,
acıyla çürüyorsun yavaş yavaş.
ilmek ilmek hasret dokuyorsun kadın
hasretini sevgilime büyütüyorsun.
yüreğim(n)deki sancıyı bir sen biliyorsun
bir ben.
en büyük ortaklığımızda bu ya zaten,
yokluk buluşturuyor bizi.
gözyaşlarında hissediyoruz sevdiğimizi.
bezmiş, bıkmışken hayattan iyiden iyiye,
ben sana kaçıyorum, sen bana
ağlamaya en uygun kuytuyuz biz bize.
acımızla yaşayacağız, hasretimizle öleceğiz kadın,
çizgileri, unutma!
30 Ocak 2013 Çarşamba
22 Ocak 2013 Salı
meyhane
bir tarlabaşı meyhanesinde fahişeleri sayıyordum
hangi travesti kaçıncı dublede sarhoş olacak
hangi pezevenk şişeyi parçalayacak
hesaplarını noktalandırmaya çalışırken.
şişenin dibini görüyordum
leş gibi anason kokuyordum, aldırmıyordum.
gözlerim görmüyordu,
görmesin.
sen görmüyorsan, bende görmeyeyim.
ne fark eder!
hangi travesti kaçıncı dublede sarhoş olacak
hangi pezevenk şişeyi parçalayacak
hesaplarını noktalandırmaya çalışırken.
şişenin dibini görüyordum
leş gibi anason kokuyordum, aldırmıyordum.
gözlerim görmüyordu,
görmesin.
sen görmüyorsan, bende görmeyeyim.
ne fark eder!
yokluğun ağır bana sevgili
yokluğun bana ağır sevgili,
hep bi zaman sonra geçecekmiş gibi,
bi zaman sonra hiç geçmiyor.
içimde devasa bir özlem,
nefes alsam izin vermiyor,
çığlık atacak olsam susuyorum.
aklıma sen düşüncede gülüyorum.
çok eğlendiğimden değil de
üzüldüğüm anlaşılmasın diye.
bazen onu da beceremiyorum.
haftalarca somurtuyorum.
yokluğun bana ağır sevgili,
herhangi bir yerde çocuk gibi ağlıyorum.
yokluğun ağır
bana sevgili
yokluğun
yok
ağır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)